Enflasyonun Yapısal Kökenleri: Ocak 2026 Değerlendirmesi
Türkiye enflasyonundaki yapısal baskılar, para politikası sıkılaşmasının ötesinde bir çerçeve gerektiriyor.
PDF İndir ↓Yönetici Özeti
- TÜFE yıllık artışı Ocak 2026 itibarıyla baz etkisiyle gerilemiş olsa da çekirdek enflasyon direncini korumaktadır.
- Hizmet fiyatları enflasyonunun yapışkan seyri, ücret-fiyat dinamiklerinin henüz kırılmadığına işaret etmektedir.
- Politika faizindeki sıkılaşmanın enflasyona geçiş hızı, tarihsel ortalamanın altında seyretmektedir.
- Risk senaryosunda ikincil etkiler belirleyici olacaktır.
1. Fiyat Dinamikleri
Türkiye’de manşet enflasyon, 2025 yılının son çeyreğinde güçlü baz etkisiyle belirgin bir düşüş kaydetmiştir. Ancak bu düşüş, yapısal baskıların hafiflediğine değil, baz etkisinin geçici desteğine işaret etmektedir.
Grafik 1 — TÜFE ve Çekirdek Enflasyon (Yıllık, %)
Çekirdek enflasyon (B ve C endeksleri), manşet düşüşünden belirgin biçimde ayrışmaktadır. Bu ayrışma, gıda ve enerji dışı fiyat baskılarının direncini yansıtmaktadır. Hizmet kalemlerindeki yapışkanlık özellikle dikkat çekmektedir.
Çekirdek enflasyondaki direnç, para politikasının henüz yeterli sıkılaşma etkisi yaratmadığına işaret ediyor.
2. Para Politikası Geçiş Mekanizması
Merkez Bankası’nın 2024 yılı ortasından itibaren sürdürdüğü faiz artış döngüsü, kredi büyümesini yavaşlatmış; ancak hizmet enflasyonuna geçiş beklenenden sınırlı kalmıştır.
Grafik 2 — Politika Faizi ve Reel Faiz (%, Aylık)
Politika faizinin reel karşılığı, enflasyon beklentileri dikkate alındığında sınırlı bir sıkılaşmayı temsil etmektedir. Beklenti çıpalamasındaki zayıflık, reel faiz kanalının etkinliğini düşürmektedir.
Reel faiz pozitif bölgede kalsa da beklenti yönetimi yetersiz kaldıkça geçiş mekanizması kırık işlemeye devam edecektir.
3. Hizmet Enflasyonu Dinamikleri
Hizmet fiyatları enflasyonu, mal enflasyonunun gerisinde düşmekte; ücret-fiyat sarmalı zayıflamış olmakla birlikte tamamen kırılmamıştır.
4. Beklenti Çıpalaması
Analist ve piyasa beklentileri, merkez bankası hedefinin belirgin şekilde üzerinde seyretmeye devam etmektedir. Bu sapma, güvenilirlik primini zayıflatmaktadır.
Risk Senaryosu
Ana risk: Hizmet enflasyonundaki yapışkanlığın ücret müzakerelerine yansıması, ikincil etkileri besleyebilir.
İkincil risk: TL’deki oynaklık artışı, ithalat enflasyonu kanalını yeniden aktive edebilir.
Baz senaryo: Enflasyon, 2026 yıl sonu itibarıyla %30–35 aralığında kapanır; ancak bu gerçekleşme büyük ölçüde beklenti çıpalamasına bağlıdır.
Sonuç
Enflasyonun yapısal kökenlerine yönelik sistematik bir analiz, para politikası sıkılaşmasının gerekli ama tek başına yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Hizmet enflasyonunun yapışkanlığı ve beklenti çıpalamasındaki zayıflık, 2026 yıl sonu hedeflerine ulaşmanın önündeki temel engeller olarak öne çıkmaktadır.